bilimin penceresi
8/9/2006
-
3/9/2006
-
diyet
|

|
Gerçekten çok yemiyorum, sabah ve öğle öğünlerini aramıyorum, hatta unuttuğum bile oluyor ama akşamları kontrolden çıkıyorum...
|

|
|
Bakıyorum herkes kadar yiyorum; onlar zayıf ama ben ne yesem yarıyor. |

|
Az yemeye çalışıyorum ama sonra birden dayanamayıp yemeğe saldırıyorum, bir türlü kendime engel olamıyorum.
|
|
Sinirlenince çok yemek yiyorum!
|
Karnım tokken bir de bakıyorum buzdolabının önündeyim. |
Bunlar aynen oluyorsa şunları yapın:
Yemek yemek bir mutluluk aracı mıdır?
Kesinlikle evet. Bazı insanlar yaşamlarındaki boşlukları ya da stresi bir şeyler yiyerektelafi etmeye çalışırlar. Ancak bu bir süre sonra kilo almayla sonuçlanınca, kişi yakaladığı geçici mutluluğu kaybeder ve tekrar başa dönmüş olur. Kazanılan bu yeni mutsuzluk kaynağı bireyde pişmanlık, kendini beğenmeme ve kendine güvensizlik, hatta belki de depresyon gibi daha ciddi sorunlar oluşturabilir.

Su içsem yarıyor, ne yapsam zayıflayamıyorum, başkalarından farkım ne?
Başkalarından farkınız, metabolizma hızınız. Bazı insanların diğerlerine göre daha az yediği halde kilo almalarının nedeni, metabolizma hızlarının daha yavaş olmasıdır. Bu hızı; genetik farklılıklar, yaş, cinsiyet, vücut yağ/kas oranı, tiroid hormonları gibi birçok faktör etkiler.
Sabahları limonlu sıcak su ya da zayıflama çayları içerek zayıflamak mümkün mü?
Hayır değil. Zayıflama çaylarının idrar söktürücü etkileri fazla sıvı atımına neden olur. Aynı şey sauna ve eşofmanlar için de geçerlidir. Onlar da terleterek sıvı atımını sağlarlar. Bu durumda verilen kilo yağ değil sudur ve su içtiğiniz zaman yine eski halinize dönersiniz.

Bölgesel olarak zayıflamak için ne yapmalıyım?
Bölgesel olarak zayıflamak mümkün değildir. Metabolik olarak en son alınan yağ, zayıflama sürecinde ilk verilen yağdır. En sık yapılan yanlış, karın ya da bacak kaslarını çalıştırarak, göbek ve basenlerdeki yağların verileceğini düşünmektir. Bu tür eğzersizlerle karnınızı ya da bacaklarınızı daha sıkı hale getirmeniz mümkün olsa da buradaki yağ kitlesinde bir değişiklik sağlayamazsınız.

Verilen kilonun yağdan kayıp olması ya da olmaması neyi değiştirir ki, önemli olan tartıda gördüğümüz rakam değil mi?
Tartıda görülen rakamlar sadece genel bir göstergedir. Düşünün ki plajda mayoyla yürüyen biri söz konusu. Eğer yorum yapmanız gerekse rakamsal olarak kaç kilo olduğundan mı yoksa diri ya da sarkık bir vücudu olduğundan mı bahsederdiniz? Genellikle ikinci tarzda yorumlar yapılır ve bu da vücut kompozisyonunun daha çok yağdan mı yoksa kastan mı oluştuğuyla ilgilidir. Doğru süreçte yağ vermek yerine kısa sürede kas ve su kaybederek verdiğiniz kilolar tartı üzerinde sizi mutlu edebilir ama ayna karşısında asla!
Hem her istediğimi yemek hem de zayıflamak istiyorum. İlaç kullanarak bunu yapmak mümkün mü?
Hayır değildir. Zayıflama tedaviside önce diyet + egzersiz uygulanır, sonuç alınamazsa uzmanlarca kontrollü şekilde ilaç kullanılır. Ancak bu süreçte de diyet + egzersize devam etmek gerekir. Zayıflama tedavisinin başarısı için, yeme davranışlarının düzeltilmesi şarttır ve hiç bir ilaç bunu sağlayamaz.


Gün içinde zaten fazlasıyla hareket ediyorum (ev işi, koşuşturma vb.), ayrıca egzersiz yapmama gerçekten gerek var mı?
Evet var. Gün içindeki rutin işleriniz çerçevesinde yaptığınız hereketler egzersiz olarak değerlendirilemez. Ayrıca bilinçsizce yapılan egzersizler de sağlığınız için risk teşkil edebilir. Egzersizin faydalı olabilmesi için önemli olan süresinin çok uzun olması ya da çok yoğun yapılmasından ziyade, doğru nabızla ve uygun sürede yapımasıdır ki bu daha her birey için farklıdır.

Arkadaşımın uyguladığı diyet benim için de uygun mu?
Hayır değildir. Her insanın yukrıda anlattığımız sebeplerle farklı enerji ihtiyaçları vardır. Bu farklardan dolayı herkesin diyet tedavisi de farklıdır, yani bireye özeldir.
Çocuğum şişman amazaman geçtikçe boya gider zayıflar diye düşünüyorum, doğru mu acaba?
Şişmanlıkta genetik faktörlerin önemli etkileri vardır. Yani sizin ya da eşinizin fazla kilolu olması çocuğunuzu da etkiler. Ama bunun dışında yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle de kilolu olan çocuk sayısı hiç de az değildir. Ergenlik sonuna kadar vücutta yağ hücrelerinin sayısı artar ve durur, sonraki dönemlerde de bu hücrelerin kütlesi artar. Yani erişkinlik döneminde verdiğiniz kilolar, yağ hücre sayınızı değil büyüklüğünüzü azaltır. Bu durumda çocukluk çağında ona kazandıracağınız doğru beslenme alışkanlıkları, yağ hücre sayısının daha artmasını sağlayabilir ve bu da çocuğunuzun sonraki yaşantısında sürekli kilolarla uğraşması riskini oldukça azaltır. Unutmayın toplumda eğitim, çocukları eğitmekle başlar.
|
Şişmanlık gerçekten bir hastalık mı, yoksa sadece bize görsel olarak rahatsızlık veren bir durum mu?
Şişmanlık bir hastalıktır. Vücudunuzda olması gerekenin üzerinde yağ bulunması sadece size gösel açıdan rahatsızlık vermekle kalmaz; aynı zamanda şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, safra kesesi taşları,gut, bazı kanser türleri, eklemlerde rahatsızlıklar ve daha birçok hastalığa da açık davetiye çıkarır, hatta onların ana nedeni olabilir. Dolayısıyla böyle riskli bir durumu sadece görsel rahatsızlık kaynağı olarak düşünmek çok masum bir ifade olarak kalır.

|

| |
Yorum (
7
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/9/2006
-
türkiyede hazineeee!!!:)
|
 |
| Yenikapı'daki hazine |
 |
| Marmaray Tüp Geçiş Projesi, Türkiye'nin en büyük arkeolojik kazı alanı halini aldı. Yenikapı yaya çıkışının kuzeyinde kilise, batısında bir Bizans yapısı, doğusunda Ortaçağ yelkenlileri bulundu; surun altından imparator ailesinin 'kaçış dehlizi' çıktı. | |
Milattan sonra 4'üncü yüzyıl. Konstantinapolis'in güneyinde mermerden bir heykel, zemini taş döşeli Theodosios Limanı'nı süslüyor. Bu, civarda bir saray yaptıran Eleutherius'un heykeli. Heykel, omzunda sepet, elinde buğday tanelerini ayırdığı tırmıkla, her gün limanda güneşin doğuşuna ve batışına tanıklık ediyor.
Ama liman, yelkenlileri, anforaları ve Eleutherius'un heykeliyle birlikte; kimine göre tsunami nedeniyle birdenbire, kimilerine göreyse Lykos Deresi'nin (Bayrampaşa Deresi) getirdiği alüvyonlarla ağır ağır karanlığa gömülüyor. 2004 yılı kasım ayında 'modern dünya' Avrupa'yla Asya'yı tüp geçitle bağlamak için yeniden yanaşıyor batık Theodosios Limanı'na. Marmaray Tüp Geçit Projesi'nde vurulan her kazma, onu nefes kesen bir arkeolojik maceraya dönüştürüyor. İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü ve Marmaray Projesi Kazıları Başkanı İsmail Karamut iddialı: "Yenikapı, şu an Türkiye'deki en büyük ve en önemli arkeolojik kazı alanı oldu."
Sağı, solu sobe Yenikapı'daki inşaat alanının kuzeyinde bir kilise kalıntısı, batısında Bizans dönemine ait bir mimari eser ve doğusunda yedisi Bizans döneminden biri daha yakın çağdan sekiz yelkenli bulundu. Dünya yüzünde bugüne kadar farklı dönemlerden yaklaşık bin batık bulunurken, İstanbul bir anda bir Ortaçağ filosuna kavuştu. 17 arkeolog, üç mimar ve 250 kadar işçiyle süren arkeolojik kazılarda, Theodosios Limanı'na ait bir iskele ve Konstantin Surları'na ait olduğu sanılan duvarlar da gün yüzüne çıktı. Duvarların altında bir de gizli geçit bulundu. İmparator Konstantin'in annesinin sarayından denize uzanan, içinde rahatlıkla yürünebilen geçidin şehirde bir isyan çıkması halinde denizdeki gemilere ulaşmak amacıyla yapılmış olduğu tahmin ediliyor.
Marmaray Tüp Geçidi'nin Yenikapı İstasyonu'nun yaya çıkışına denk gelen bu mimari eserler nedeniyle proje, Koruma Kurulu'nun kararıyla değişti. Buna göre yayaların Yenikapı Çıkışı, kazı alanının biraz daha doğu kesimine alınarak, projedeki ilk halinden daha küçük bir istasyonla sağlanacak. Günyüzüne çıkan mimari eserlerinse üstleri kapatılarak açık hava müzesi olarak kullanılması planlanıyor.
Kilise hattı değiştirebilir Batı bölümünde '100 Ada' adlı alanda çıkan mimari eser nedeniyle Marmaray Yenikapı Yaya Çıkış Noktası'nın değişikliğe uğradığını belirten Marmaray Projesi Kazıları Başkanı Arkeolog İsmail Karamut, kazı alanının kuzey tarafında çıkan kilise nedeniyle de, Koruma Kurulu'nun metro hattında bazı değişikliklere gidebileceğini söyledi.
Karamut arkeolojik bulguların projeyi aksatıp aksatmayacağı sorusunuysa şöyle yanıtladı: "Arkeolojik kazılarda tarih vermemiz çok güç, çıktığı sürece kazmak zorundasınız. Zaman zaman tarih mi? Yoksa 3 milyar dolarlık proje mi? diye sorular aklımıza geliyor ama ikisini de bir arada yürütmek için kurul da, bizler de elimizden geleni yapıyoruz, zaten ben arkeoloji müze müdürü olarak arkeolojik kazılardan vazgeçemem. Yenikapı şu anda Türkiye'deki en büyük ve en önemli arkeolojik kazı alanı oldu."
'Hayalet filo' bekleyecek Limanda bulunan sekiz yelkenliyse sergilenebilmeleri amacıyla yaklaşık beş yıl boyunca kimyasal havuzlarda tutularak çeşitli koruma işlemlerinden geçirilecek. 'Hayalet filo'nun korunması ve belgelenmesiyle ilgili çalışmalar Prof. Dr. Sait Başaran başkanlığındaki İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü ve Teksas AWM Üniversitesi Antropoloji Sualtı Arkeoloji Programı'ndan Doç. Dr. Cemal Pulak'ın ekibi tarafından yapılıyor. Proje tamamlandığında, İstanbul, dünyanın sayılı antik gemi koleksiyonlarından birine sahip olacak
. Sergi Haziran 2007'de Yenikapı'daki Marmaray kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan mimari eserler, üzerleri kapatılarak açıkhavada sergilenecek. Taşınabilir buluntuların bir kısmı metro istasyonlarında, bir kısmı 2007 Haziranı'ndan itibaren Arkeoloji Müzesi'nde sergilenecek. Sayıları 3 bini bulan buluntuların arasında anforalar, pişmiş topraktan yapılmış mutfak malzemeleri, gemicilerin kullandığı aletler, ahşap taraklar, Bizans ve Osmanlı döneminde kullanılan kap kacaklar var.
Üsküdar'da da çarşı bulundu İstanbul'daki arkeolojik hareketlilik Yenikapı istasyonuyla da sınırlı değil. Kentin çeşitli yerlerinde yapılan metro çalışmaları ve Marmaray kazılarıyla Cumhuriyet, geç Osmanlı, Osmanlı, Bizans ve Roma önemlerine ait eserler bulundu.
Üsküdar, Yedikule, Yenikapı, Sirkeci ve Cağaloğlu'ndaki arkeolojik kazıları yöneten yetkililer, Marmaray Tüp Geçidi Kazı Çalışmaları'nın diğer ayağı olan Üsküdar'da da 18 ve 19'uncu yüzyıl Osmanlı çarşısıyla Tabakhane'ye ulaşıldığını söyledi. (Radikal) |
|
|
|
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/9/2006
-
türk bilim adamı
Antalya (AA)- Genç Türk bilimadamı Dr. Umut Özcan (29), farelerde tip 2 diyabeti tedavi eden araştırmasıyla tıp dünyasında heyecan yarattı. Harvard Üniversitesinde şişmanlık genini bulan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil'in laboratuvarında çalışmalarını sürdüren Dr. Özcan, tip 2 diyabet gelişiminde önemli bir rol oynayan endoplazmik retikulumda artan stresi bir ilaç grubu ile azaltmayı başardı.
Özcan, şişman ve ileri derecede tip 2 diyabet geliştirmiş farelerde diyabeti tamamen iyileştirdi. Dünyanın en saygın bilim dergilerinden Sience'nin dünkü sayısında yer alan çalışma kısa bir süre sonra insanlarda da denenecek. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin 3. sınıfına devam ederken Harvard Üniversitesi diyabet merkezi Joslin Diabetes Center'da dünyanin en ünlü diyabet profesörü olan C. Ronald Kahn'in laboratuvarına kabul edilen Umut Özcan, burada 2 yıl insülin salgılayan beta hücreleri üzerine araştırmalar yaptı. Joslin Diabetes Center'da arastırmalarını tamamladıktan sonra şişmanlık genini bulan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil'in laboratuvarında kendisinin oluşturduğu hipotez üzerine çalışmaya başlayan Özcan'ın bu araştırması, 2004yılında Science dergisinde yayınlandı. Özcan, moleküler ve genetik tekniklerle gerçekleştirdiği çalışmasında hücre içerisinde bulunan ve 'EndoplazmikRetikulum' diye adlandırılan organelde gelişen aşırı yüklenmenin (stresin), şişmanlıkta tip 2 diyabetin gelişiminde merkezi bir rol oynadığını gösterdi.
Dr. Özcan, bu çalışmasından yola çıkarak gerçekleştirdiği yeni çalışmasında tip 2 diyabet gelişiminde önemli birrol oynayan endoplazmikretikulumda artan stresi bir ilaç grubu ile azaltmayı başardı. Araştırmada, yapı olarak birbirinden farklı ama fonksiyon olarak kimyasal çaperon grubuna giren iki ilaç kullanan Özcan,şişman ve ileri derecede tip 2 diyabet geliştirmiş farelerde, diyabeti tamamen iyileştirdi. Farelerdeki yüksek kan şekeri değerleri tamamen normale döndü.
Özcan, bu ilaçların insülin direncini azaltarak insülinin çok daha etkin bir hale gelmesini sağladı. Araştırmayı insanlarda da deneyeceklerini belirten Özcan, her iki ilacın da başka hastalıkların tedavisi için insanlarda kullanılan güvenilirliği kanıtlanmış ilaçlar olduğunu vurguladı.
|
Yorum (
2
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/9/2006
-
ısınma
Avustralya'da bir araya gelen dünyanın en önemli iklim bilimcileri, küresel ısınmayla ilgili az da olsa iyimser saptamalarda bulundular.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) hazırladığı taslak raporda, sera etkisi yapan gazların yayılımının şimdiki seviyesinden fazla olmaması durumunda, 2100'e kadar beklenen küresel ısınmanın, 2 santigrat dereceyle sınırlı kalabileceği belirtildi. Rapora göre, 2100 yılına kadar beklenen ısı artışı, 2 ile 4,5 derece arasında sınırlı kalacak. 2001'deki hesaplara göre, artışın 1,4 ile 5,8 derece arasında olacağının hesaplandığı belirtiliyor.
Son hesaplara göre, ısınmaya bağlı olarak deniz seviyesinde de 14 santimetre ile 43 santimetre arasında yükselme bekleniyor.Dünya Meteoroloji Kurumu ve BM Çevre Programı tarafından 1988'de oluşturulan IPCC, küresel ısınmanın etkileri konusunda araştırmalar sürüyor.
|
Yorum (
2
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
burada bilimsel konulardan bahsedeceğim.her konudaki bilimsel bulguları paylaşabiliriz... |
|